"Antibiyotik Farkındalık Haftası"

 / EĞİTİM

Karabük Üniversitesi’nde “Antibiyotik Farkındalık Haftası”na dikkat çekmek amacı ile Farmakoloji uzmanı Yrd. Doç. Dr. Namık BİLİCİ, Enfeksiyon Hastalıkları uzmanı Sayın Aziz Ahmad HAMİDİ ve Sağlık Bilimleri Fakülte Dekanı Sayın Mehmet ÖZDEMİR’in katılımıyla Tıp Fakültesi Konferans Salonun da konferans gerçekleştirildi.

Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi M. Kamil TURAN’ın açılış konuşmasıyla başlayan programda “Antibiyotiklerin Etki Mekanizması”, “Direnç Gelişimi ve Gereksiz Antibiyotik Kullanımı” ayrıca “Gıdalarda Antibiyotik Kalıntıları ve Toksit Etkileri” gibi konular konuşuldu.

Açılış konuşmasına başlarken “Akılcı Reçeteler” konusuna değinen Kamil TURAN, şunları söyledi:

“Biz antibiyotikleri daha rahat bir yaşama kavuşmak için değil aslında hayatta kalmak için kullanırız. Aynen bakteriler gibi. Bu bakterileri düşman olarak tanımlarsak yaklaşık 500 milyon yıl kadar dünyadalar. Bu şekilde baktığımız da  bizim bu savaşı kazanabilmemiz pek de olası görünmüyor. Çünkü bizler henüz 50 bin belki de 100 bin yıldır tarih sahnesindeyiz.  Bu bağlamda çok akılcı hareket etmemiz gerekiyor. Antibiyotikle gereken yerde gerektiği gibi mücadele etmenin yeterli olacağını düşünüyorum.” dedi.

Sayın Turan’ın ardından söz alan Dr. Öğretim Üyesi Namık BİLİCİ“Antibiyotiklerin Etki Mekanizmaları” hakkında şunları söyledi:

“Hekimlik sanatı benim için şu üç altın maddeyi ifade ediyor. El mahareti ile aletleri kullanma, şifayı dağıtmak üzere ilaç ve üçüncüsü de bunları yaparken hekimlik ahlakına sahip olarak iş yapmak. Bugün bahsedeceğim konuları bu üç altın maddeyle harmanlayarak anlatmak istiyorum.

Bizim antibiyotiksel olan düşüncemizin temelini oluşturan bir konuyla başlamakta fayda var. “Pseudabilim” yani yalancı bilim. Bilimin yanlış kullanılması sonucu, yanlış bilgilendirme, yanlış ürünlerle yönlendirme hadisesi birde üzerine ilaç tacirlerinin bilinçsiz reklam geliştirmesi “pseudabilim” dediğimiz olguyu yaygınlaştırıyor.  Bunun en başında antibiyotikler geliyor. Ne yazık ki antibiyotiklerle ilgi bildiğimiz bilgilerin birçoğu maalesef kanıta dayalı bilgiler değil.

Antibiyotikleri kafamızda o kadar çok büyütmüşüz ki, toplum olarak onların çok iyi olduklarını ispat etmeye çalışmıyoruz, ikna etmeye çalışıyoruz. Etkisi olmayan bir şeyi etkiliymiş gibi kullanmaya çalışıyoruz. Ben şu antibiyotiği kullandım çok iyi geldi sende kullan hastalığı… Peki literatürü var mı? Literatüre gerek yok, ben kullandım ve gördüm. Peki ölçüsü nedir? Cevabı yok.

Sevgili dinleyiciler antibiyotikler yalnızca bakteriler için kullanılır. Virüslere bağlı enfeksiyonları tedavi edemezler. Ateş düşürmez, grip ve soğuk algınlığını atmanıza yardımcı olmaz ve ağrı dindirmezler.

Buna nazaran akılcı ilaç kullanımı, hastaların klinik ihtiyaçlarına göre, ihtiyaç duyduğu dozda, sürede ve kendisi ve toplum için en ucuz maliyete ilaç bulabilmesini bizlere sunuyor. ”

Bunun üzerine akılcı ilaç kullanımındaki sorumlu taraflara da dikkat çeken BİLİCİ, işin eğitim, medya ve akademik boyutunu piramidin üst kısmına taşırken üretici kesimine değinmeden geçmiyor.

“ Üreticiler her zaman ellerini ovuştururlar. Unutmayalım ki ilaç üreticisi silah üreticisi gibidir. Mentalite açısından dahi hiçbir farkları yoktur.”

Son olarak akılcı ilaç kullanımı ile ilgi öneriler de bulunan BİLİCİ, çalışmaların geliştirilmesine yönelik şunları ekledi:

“Bizim çok acilen yeni bir antibakteriyel perspektife, bir görüşe, bir sistematiğe ihtiyacımız var. Devrim niteliğinde mekanizmalar geliştirmeliyiz. Ciddi anlamda buna ilişkin kafa yoran ve bunun yeni bir mekanizmayla tekrar icat edebilecek insana ihtiyaç var ve sizlere ihtiyaç var gençler. En önemlisi sizlerin zihinlerine ihtiyaç var. Bu tüm dünya insanları için gerekli.” diyerek sözlerini bitirdi.

Bu bilgilendirmelere ek olarak “Antibiyotiklerin Uygunsuz Kullanımı ve Bu Kullanıma Bağlı Ortaya Çıkan Olumsuz Etkileri”ni gündeme alan Sayın Aziz Ahmad HAMİDİ şunlara değindi:

“Antibiyotikle olan hikayemiz 1942 yılında penisilinle başlar. Kullanıldığı ilk günden bu yana kötü kullanıma açık bir ilaç varsa o da antibiyotiktir. Bunlara rağmen antibiyotik hayatımıza girmeden evvel bir takım olumsuzluklar da yaşıyorduk diyebiliriz. Örneğin en hijyenik hastanede doğum yapan her 100 kadında biri enfeksiyon nedeni ile ölürdü. 10 çocuktan biri zatürreye yenik düşerdi. Veba, kolera menenjit gibi hastalıkları tedavi edebileceğimiz ilaçlara sahip değildik.” diyerek bizleri tarihsel bir keşfe çıkaran Hamidi, antibiyotiğin uygunsuz kullanımlarını şu şekilde sıraladı.

Enfeksiyon hastalığı yokken antibiyotik kullanmak,

Ateş düşürücü olarak antibiyotik kullanmak,

Bu antibiyotiği gerektiğinden uzun sürede kullanmak,

Hasta ve hasta yakınlarının ısrarı,

Endüstriyel tarım ve hayvancılık sanayinde kullanmak,

Ve tabi ki ilaç sanayinin başarılı çalışmaları

Bu kullanımların birde olumsuz getirileri var tabi ki.

Mikrobiyotaya zarar vermek,

İstenmeyen yan etkiler ve antibiyotikle ilişkili ishal.

Antimikrobiyel direnç gelişimi gibi.

Bu alanla ilgilenen birçok kuruluş mevcut. Peki biz hekimler olarak üzerimize düşeni nasıl yapacağız. Ben hep şu örneği veriyorum. Nasıl ki zamanında bir karınca kararınca Hz. İbrahim’in ateşine su taşıyarak tarafını belli etmiş ve elinden geleni yapmışsa bizlerde hekimler olarak damla damla karınca misali çalışmaya devam edeceğiz. Tabi ki bu iş sadece biz hekimlerle olabilecek bir şey değil. Ama en azından biz üzerimizde düşeni yapacağız.” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Son olarak “Gıdalarda Antibiyotik Kalıntılar”dan bahseden Sayın Mehmet ÖZDEMİR, olaya daha farklı bir açıdan yaklaşarak şunları söyledi:

“Bu başlığı seçmemin nedeni sadece insanların hastalıklarının tedavisi için değil, gıda olarak da aldıkları antibiyotiklerden meydana gelen bir takım olumsuzluklara değinmek.

Günümüzde “Tek Sağlık” dediğimiz bir kavram ortaya çıkmıştır. Bu gerek veteriner hekimlerinin gerekse tıp hekimlerinin toplum sağlığını korumak için birlikte hareket etmesini öngörür. Çünkü sağlık dediğim zaman sadece insanlarla ortaya çıkan hastalığın tedavisi akla gelmemelidir. İnsanlığın ve toplumun sağlığını korumak için sağlıklı hayvanlar yetiştirmemiz ve onlardan sağlıklı gıdalar elde etmemiz gerekir. Bu sağlıklı gıdalarda insanların tüketimine sunmamız gerekir. Bu döngüde herhangi bir problem varsa insanların sağlığını korumamız imkansız halini alır.

Ama bugün durum pek de bu yönde ilerlemiyor. Hayvansal ürünlerde antibiyotik kullanımı 1. Sırada gelmekte. İçinde özellikle dana ve sığırların bulunduğu gıda grubunun kalıntı içeren önemli bir halkasını oluşturuyor. Bunun sebebi bilinçsiz ve gereksiz antibiyotik kullanımıdır. Normalde antibiyotikler insanlarda ve hayvanlarda tedavi amaçlı kullanılması gerekirken biz doğru bulmasak da bir diğer kullanım alanı olarak gıda sektöründe fazla ürün elde etmek için de kullanılıyor olması. İlaç firmaları nasıl para kazanmak için ilaç üretiyorlarsa ve bunun toplumda yaygın bir şekilde kullanılmasını sağlıyorlarsa, hayvansal üretim yapan insanlarda kısa sürede daha fazla hayvansal ürün satmak amacıyla kontrolsüz şekilde ilaç kullanabiliyor. Bu da sadece hayvanları değil bizim sağlığımızı da etkiliyor.

Bununla ilgili topluma bir takım bilgilendirmelerin yapılması gerekiyor. Tabi ki her ilaç kalıntısı insan sağlığı açısından risk oluşturmaya bilir. Fakat tedbirli olunmalıdır. Gıdalardaki ilaç kalıntısıyla ilgili tüketicilere doğru mecralar tarafında doğru bilgi aktarımı yapılmalıdır.

Ama tekrar etmek isterim ki bu tek bir mecranın yapabileceği bir iş değildir. Toplumsal bir birliktelik gerekir.” diye konuştu.

Konferans sonunda soru cevap kısmı hayata geçirilerek hediye takdimi yapıldı.


  16 Kasım 2018

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 499631

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.