Uysal`dan İsrail`e!

 / GÜNCEL

Milli Eğitim, Kültür Gençlik ve Spor Komisyonu Başkan Vekili ve Karabük Milletvekili Prof.Dr. Burhanettin Uysal, Meclis genel kurulunda söz alarak, İsrail’in Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırılarını kınadı.

Uysal yaptığı açıklamada; “ Kudüs en başta ümmetin ilk kıblesi ve Mekke’deki Mescid-i Haram ve Medine’deki Mescid-i Nebevi ’den sonra üçüncü kutsal mabet, Mescid-i Aksa’yı bağrında barındırdığından dolayı, İslam’da ayrı bir yere ve öneme sahiptir. Mescid-i Aksa, biz Müslümanlar için Mekke ve Medine gibi kutsaldır. Kudüs’e karşı sorumluluğumuz vardır. Müslümanların bu davaya sahip çıkmaları gerekir. Kudüs’ün ikinci fatihi Selahaddin Eyyubi, seferde ordusu ile birlikte olmadığı zamanlarda bile çadırda yatardı, bunu görenler ya Selahaddin, neden sen diğer sultanlar gibi, evinde yatmıyorsun diye sorarlardı. Bu soruya Selahaddin Eyyubi’nin cevabı, şu şekilde olmuştur. Allah’ın evi esaret altındayken, Selahaddin nasıl kendi evinde yatar derdi ve bu hassasiyetle Kudüs’ü fethetti. Kudüs’e sahip çıkmak ona gereken hassasiyeti göstermek, her Müslümanın görevidir. Kudüs davası sadece Filistinli kardeşlerimizin davası değildir. 1. Dünya Savaşı’nda, Güney Cephesinde en büyük mücadelemizde, Mekke, Medine ve Kudüs’ü korumak için verdik. Çanakkale ve Kut-ülAmare’da kazandığımız zaferlere rağmen, işgalini durduramadık. Tüm harçlı seferlerinden beri, uğrunda oluk oluk kan akıttığımız Kudüs, maalesef o günlerden sonra huzur yüzü görmedi, göremedi. İsrail’in 1967’den bu yana, işgal altında tutmakta olduğu, Doğu Kudüs’te, 14 Temmuz günü Harem-i Şerif’i, 3 gün süreyle kapatması ve ardından Müslümanların Harem-i Şerif’e girmesine yeni kısıtlamalar getirmesi kabul edilemez. İsrail yönetiminin buradaki amacının güvenlik kaygısı olmadığını tamamen Müslümanların Mescid-i Aksa’dan, tecrit edilmesi amacı taşıdığını herkes biliyor. İsrail’in Harem-i Şerif’in ve Mescid-i Aksa’nın kutsiyetini ağır biçimde ihlal eden uygulamaları ve Kudüs’ün, çok dinli kültürel yapısı ve değiştirmeye yönelik, kabul edilmesi mümkün olmayan tasarrufları karşısında, bu mukaddes şehrin, dini ve tarihi mirasına sahip çıkmak, geçmişimize ve kimliğimize sahip çıkmak anlamına geldiğini birkez daha ifade etmek istiyorum. Kudüs davası sadece Filistinli kardeşlerimizin davası değil. 1, 7 milyarlık tüm İslamâleminin haremi izzeti ve namusudur. Kudüs’ün ve Haremi Şerifin kutsiyetine ve tarihi statüsüne saygı gösterilmesi hukuki bir yükümlülüktür. Mescidi Aksa’nın kontrolü, hem anlaşmalar hem hukuken, hemde inancımızın gereği, Müslümanlarda olmalıdır. Ayrıca İsrail güçlerinin, Filistinli kardeşlerimize aşırı güç kullanmasını kınıyor, Haremi şerifteki olaylarda hayatlarını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. İsrail çeşitli güçlerden aldıkları cesaretle, hukuk ihlallerini ısrarla sürdürüyor. Kudüs’ü Müslümansız yaşamaya ve yaşatmaya devam ediyor. İşlenen cinayetlerin, katliamların ve zulmün uluslararası hukuk içerisinde, hesabı sorulmadan, bölgede barış ve istikrar arayışları sonuçsuz kalmaya mahkûmdur. Ortadoğu’da kalıcı barış için, tek yol 1967 sınırları dâhilinde, başkenti doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen ve coğrafi devamlılığa sahip, bir Filistin devletinin vücut bulmasıdır. Türkiye olarak biz sadece Kudüs’te, Müslümanların kutsallarına saygı gösterilmesini istiyoruz. 15 Temmuz’da gök kubbeden nasıl ki en güzel cevabı verdiysek, bu hukuksuzluğa da, elbette gerekli cevabı, er ya da geç vereceğiz. Allah’ın izniyle Kudüs semalarında ezanın susturulmasına da izin vermeyeceğiz” diye konuştu.(Karabukaçıksöz)

  27 Temmuz 2017

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 510373

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.